Ağlamıyorum ki!
Ağlıyorum, ağlıyorum ve sizden saklıyorum. Bilemezdim acının yazılarla kavrulacağını. Çünkü, çünkü bilmezdim yazmayı. Durduramıyorum. İçimde kanayan yarayı, gözlerimden akan yaşları ve kendimi. Evet kendimi durduramıyorum. Neden mi? çünkü sevdalıyım. Biraz yaşamaya, biraz ölmeye. Ölmek demişken ölülerde ağlar mı bilmiyorum. Ama ölürsem ağlamayacağıma söz veriyorum. Hiçbir zaman ne diyeceğimi bilememiş olmam yazılarımdan bellidir değil mi? Nerden bileyim yazmayı! yaşamak istiyorum ve yazıyorum. Ağlıyorum, ağlıyorum ama kolay ağlamam. Mesela insanlar kalbimi kırarsa ağlarım. Yufka yürekliyim ben. Çok sert sanıyorlar beni. Yüzüm sert gönlüm değil ya. Zaten yüzümdekiler yaşadıklarımdan izler, yumuşak olacak değiller. Bakmayın böyle yazdığıma. Güçsüz değilim ben kolay ağlamam. Bunlar kalemimin gözyaşlarıdır. Hem , denize küsen balık olur mu hiç? kalemim neden yazmaya küssün. Ya gözlerim? onlar ağlamak için değil miydi? bilmiyorum ama en iyi yaptıkları ikinci iş bu. İlkini merak ediyor musunuz? En iyi yaptığı ilk iş görmek. fakat gözlerin dili olsaydı acı içinde haykırırdı sanırım, bunca acıyı görmekten. Belki dili olmadığı için gözyaşı döküyor. Belki de görmek istemediği için kapakları vardır. Karanlıklar beni hep korkutmuştur. Kapının arkasından canavar gelecek ve beni yiyecek diye. Küçüktüm, canavarı gözümü açtığımda göreceğimi bilemedim. Ağlıyorum, belki korkudan belki acıdan. Yok arkadaş ne toz tanesi ne de soğan. Mert olacaksın, ağlayacaksan zor ağlayacaksın. Sessiz ve sakin bir şekilde.Yalnızlık bile duymayacak ağladığını. Korkma yalnızda olmayacaksın. Evinden yüzlerce metre uzaktaki park sana eşlik edecek. Hani manzarısını en güzel gördüğün ama kimsenin oraya gelmediği yer var ya, işte orada ağlayacaksın. Çaresizce ve bir o kadarda mertçe. Uzaklaşacaksın, soğuyacaksın, bunalacaksın, daralacaksın. Ama oradan kalktığında anlayacaksın, ağlamanın ne güzel şey olduğunu. Ve diyeceksin ki burası iyiymiş bundan sonra hep buraya geleceğim. Benim ağladığım yerde bir gölet var mesela. Ördekler var. Tabii bir de kuğu var. Geçen arkadaş olduk, beni takip eder durur. Belki de yüzdükleri yer benim gözyaşlarımdır. Yoksa hiç sever mi kuğu, insan. Neden sevilmesin ki? Dedim ya az önce, duramıyorum yerimde sevdalıyım ben. Yaşamayı da severim ölmeyi de. Çünkü bir tarafta çocuklar doğuyor bir tarafta da ölüyor. Ne ilginç değil mi? Hem yaşatıyoruz hem de öldürüyoruz. Doğmak ne güzel şey. Doğanlar çabuk öğrenir. Mesela ben doğduğum gibi ağlamayı öğrenmişim. Kim öğretti bilmiyorum ama ona teşekkür ederim. Gözyaşlarınızın mutluluk için akması dileğiyle...
Comments
Post a Comment